Bir sağlık kurumunu gerçek anlamda ayakta tutan ve ona saygınlık kazandıran temel unsur yalnızca son teknoloji tıbbi cihazlar, steril ameliyathaneler ya da mimari yapılar mıdır? Yoksa o koridorlarda yankılanan, gecesini gündüzüne katıp orayı bir çalışma alanının ötesinde ikinci evi belleyen adanmış insanların varlığı mıdır?
Sağlık literatüründe ve yönetim anlayışında sıkça kurumsal hafıza veya aidiyet duygusu kavramlarına başvurulur. Oysa bu akademik tanımların ardında gençliğini, birikimini ve tüm emeklerini hastane duvarlarının arasında harmanlamış insan hikayeleri saklıdır. Sağlık camiasında bazı emektarlar vardır ki, görev yaptıkları kurumla adeta bir kader birliği yaparlar. Zaman içerisinde hastane onlarla, onlar da hastanenin temsil ettiği değerlerle tamamen bütünleşir.
Bu yüksek aidiyet bilinci, yaka kartlarında yazan unvanların ya da hiyerarşik kadroların çok ötesindedir. O emektarları yeri geldiğinde bir temizlik personelinin hassasiyeti ve titizliğiyle hasta sağlığı için en küçük ayrıntıyı gözetirken görürsünüz; yeri geldiğinde bir doktorun ameliyathane kapısındaki o ağır sorumluluğunda, hastasına şifa olmak için gösterdiği uykusuz çabada, Kimi zaman bir Başhekimin kriz anlarında omuzladığı hayati, kritik kararlarda ve idari sorumlulukta kimi zaman bir müdürün kurumu ayakta tutmak için masasında gecelediği stratejik hamlelerde bulursunuz onları. Kimi zaman kapıdaki bir özel güvenlik görevlisinin dikkati ve merhametiyle endişeli bir hasta yakınını teselli edişinde, kimi zaman da bir sekreterin organizasyon kabiliyeti ve nezaketiyle poliklinik yoğunluğunda düzeni sağlayışında tecellî eder bu adanmışlık. Onlar için “Benim görev tanımım değil” anlayışı geçerli değildir; çünkü esas olan alın teri dökmek, insan hayatına dokunmak ve temsil ettikleri kurumun itibarını en üst düzeyde tutmaktır.
Yıllar geçer, idari yapılar güncellenir, yeni mevzuatlar yürürlüğe girer ve nöbet listeleri baştan yazılır... Ancak bu vizyonu yaşatanlar, hangi kademede olursa olsun aynı kararlılıkla görevlerinin başındadır. İyileşen bir hastanın tebessümünde dökülen tüm terlerin karşılığını bulur, kurumsal bir gurur yaşarlar. Acil servise gelen her hüzünle kendi canları yanmışçasına dertlenirler. Çünkü o çatı, onlar için sadece bir iş adresi değil; şifaya vesile olmanın, karşılıksız emeğin, meslek etiğinin ve sadakatin harmanlandığı kutsal bir yuvadır.
Günümüzde kurumsal sürdürülebilirliğin en değerli teminatı, işte bu emek ruhunu koruyabilmektir. Binalar modernize edilebilir, teknolojik altyapılar yenilenebilir. Fakat bir hastanenin gerçek tarihi ve itibarı koridorlarına emeğini, sevgisini ve yıllarını sindirmiş bu gizli kahramanların bıraktığı silinmez izlerde yaşamaya devam edecektir.
Van haber - Vanhaberleri - Yerel Van Haber - Yerel haberler