Bugün Vanspor FK ile Sakaryaspor arasında oynanan karşılaşmayı izlerken sahadaki futboldan çok, ekran başındaki milyonları rahatsız eden bir tabloyla karşılaştık. Çünkü maç anlatımında tarafsızlık olması gereken yerde açık bir tarafgirlik vardı.
Maçı yayınlayan TRT Spor ekranlarında görev yapan spikerin anlatımı, maalesef spor yayıncılığının temel ilkelerinden biri olan tarafsızlık ilkesini hiçe sayar nitelikteydi. Yayın boyunca kullanılan ifadeler, vurgular ve heyecan tonları; bir anlatıcının değil adeta bir takımın taraftarının mikrofon başına geçmiş halini andırıyordu.
Şunu açıkça söylemek gerekir: TRT herhangi bir özel kanal değildir. TRT, bu ülkenin her vatandaşının vergileriyle ayakta duran devletin kanalıdır. Dolayısıyla TRT ekranlarında görev yapan bir spikerin görevi bir takımı parlatmak ya da diğerini küçümsemek değildir. Görevi; sahadaki oyunu adil, dengeli ve profesyonel bir şekilde aktarmaktır.
Bir spikerin böylesine bariz şekilde taraf tuttuğu bir anlatım, sadece bir kulübe değil; spora, spor ahlakına ve milyonlarca taraftara yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Çünkü spor; ayrıştıran değil birleştiren bir değerdir. Mikrofon başındaki bir kişinin önyargılarıyla bu değerlerin gölgelenmesi kabul edilemez.
TRT yönetiminin bu konuda daha hassas olması gerekir. Devletin kanalında görev yapan herkes şunu bilmelidir: O mikrofon sadece bir stüdyonun değil, milyonlarca insanın ortak sesidir. Bu nedenle tarafsızlık bir tercih değil, zorunluluktur.
Bugün yaşanan bu yayın anlayışı, spor kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur. TRT ekranlarında taraftar gibi anlatım yapan değil, adil ve profesyonel yayıncılık yapan spikerler görmek istiyoruz.
ÖMER BALKAN
Aksi halde bu tür yayınlar spora katkı sağlamaz; aksine güvensizlik, öfke ve ayrışma üretir.
Ve açıkça ifade etmek gerekir:
Devletin kanalında taraf tutan değil, tarafsız olan spikerler görmek istiyoruz. Aksi her tutum kabul edilemez.