Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kürsüsü, siyasi hesaplaşmaların değil, milletin gerçek sorunlarının konuşulduğu yeridir.
O kürsüden yükselen her sözün milyonlarca vatandaşa karşı bir sorumluluğu vardır. İşte tam da bu nedenle, kamuoyunun öncelikleriyle siyasetçilerin gündemi arasındaki uçurum her geçen gün daha belirgin hâle geliyor.
Van'ı temsil eden Dem Parti milletvekili kamu görevlisi Selma Biçek'i Meclis kürsüsünden sert ifadelerle eleştirmesi elbette demokratik denetim kapsamında değerlendirilebilir. Ancak aynı milletvekilinin ve mensubu olduğu siyasi anlayışın, kendi sorumluluk alanındaki sorunlara karşı gösterdiği sessizlik de doğal olarak sorgulanacaktır.
Van'da 13 ilçe belediyesi aynı Dem Parti tarafından yönetiliyor. O hâlde vatandaşın şu soruları sorması en doğal hakkıdır:
İlçelerde zaman zaman gündeme gelen çöp sorunları neden Meclis kürsüsüne taşınmadı?
Ortak yaşam alanlarına zarar veren vandalizm olayları için neden aynı hassasiyet gösterilmedi?
Mahkeme kararlarına rağmen görevlerine dönemediğini dile getiren belediye çalışanlarının iddiaları neden güçlü bir şekilde gündeme getirilmedi?
Bu soruların cevabı verilmeden, bütün enerjiyi tek bir kamu görevlisini hedef alan siyasi söylemlere yöneltmek, kamuoyunda "Gerçek gündem mi konuşuluyor, yoksa gündem mi değiştiriliyor?" sorusunu kaçınılmaz olarak doğuruyor.
Daha da önemlisi siyaset çözüm üretmektir. Bugün Van sokaklarında vatandaşlara, Dem Parti "Milletvekillerinizin isimlerini biliyor musunuz?" diye sorular sorulsa ortaya çıkacak tablo eminim çok vahim olacaktır. Seçilmiş olmak tek başına yeterli değildir; halkın hayatına dokunabilmek asıl başarı ölçüsüdür.
Bir kamu görevlisinin performansı tartışılacaksa bunun yolu siyasi sloganlar değil, somut verilerdir. Yapılan hizmetler, yatırımlar ve projeler resmi kayıtlarla incelenebilir. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, bunun için herkese açık bir imkân sunmaktadır. Gerçekler belgelerle ortaya konulabilirken, algılar üzerine siyaset inşa etmek uzun ömürlü değildir.
Vatandaş artık polemik istemiyor. Temiz sokaklar, güvenli parklar, adil bir yönetim, şeffaf belediyecilik ve üreten siyaset istiyor. Çünkü günlük hayatın sorunları, siyasi söylemlerle değil, hizmetle çözülür.
Bugün Türkiye'nin en büyük ihtiyacı, birbirini suçlayan siyasetçiler değil; kendi sorumluluk alanına cesaretle bakan yöneticilerdir. Önce kendi kapısının önünü süpüren, sonra başkasını eleştiren bir siyaset anlayışı, toplum nezdinde her zaman daha güçlü karşılık bulacaktır.
Suni gündemler birkaç gün konuşulur. Algılar bir süre etkili olabilir. Ancak vatandaşın hafızasında kalan tek şey hizmettir. Çöp toplanıyorsa, parklar korunuyorsa, adalet sağlanıyorsa ve şehir gelişiyorsa siyaset amacına ulaşmıştır. Bunlar yapılmıyorsa, en sert konuşmalar bile gerçeğin üzerini örtemez.
Çünkü tarih, çok konuşanları değil; eser bırakanları yazar.
Vanhaberleri - Van haber - Yerel Van Haber - Yerel haberler