Başkan Kasım Emek'ten 15 Ekim Beyaz Baston Günü Açıklaması
Van Haber
14.10.2026 - 19:20, Güncelleme:
14.10.2026 - 19:20
Başkan Kasım Emek'ten 15 Ekim Beyaz Baston Günü Açıklaması
Bir insanın evinden çıkıp işine, okuluna veya hastaneye güvenle ulaşabilmesi, bağımsız yaşamın temelidir.
Görme engelli bireyler için beyaz baston, bu bağımsızlığı destekleyen en önemli araçlardan biridir. Ancak güvenli bir yolculuk, baston kullanma becerisiyle birlikte erişilebilir bir çevreyi ve sorumluluklarını yerine getiren kurumları da gerektirir. 15 Ekim Beyaz Baston Günü; bu sorumluluklarıhatırlama ve verilen sözlerin günlük hayatta neye dönüştüğünü değerlendirme zamanidır.
Beyaz baston, görme engelli bireyin çevresini tanımasına, önündeki engelleri ve zemindeki değişiklikleri fark etmesine yardımcı olur. Doğru kullanıldığında güvenli ve bağımsız hareketi destekler;kişinin kendi kararlarıyla hayata katılma iradesini görünür kılar.
Beyaz bastonuyla yola çıkan insanın bir hedefi vardır: Çalışmaya, öğrenmeye, üretmeye,alişverişyapmaya, ailesiyle ve dostlarıyla buluşmaya gider. Gideceği yeri kendisi seçmek, işini kendi imkânlariyla yapmak ve evine güvenle dönmek ister. Bu beklenti, hepimizin ortak hayatının doğal bir parçasıdır.
Bağımsiz hareket edebilmek için beyaz baston, bir çok görme engelli birey açısından temel bir araçtır. Bastona ihtiyaç duyan her bireyin uygun bir bastona ve onu doğru kullanmasını sağlayacak eğitime ulaşabilmesi gerekir. Trafiğe çıkan bir sürücü için güvenli sürüş becerileri ne kadar önemliyse,görme engelli bir yaya için de yönelim ve bağımsız hareket becerileri o kadar önemlidir. Bastonun nasil tutulacağını, zeminin nasıltaranacağını ve bir güzergâhın nasıl takip edileceğini öğrenmek, kişinin özgüvenini ve hareket imkânını güçlendirir.
Bu nedenle bastona ihtiyaç duyan görme engelli bireylere sesleniyoruz: Beyaz baston kullanmaktan çekinmeyin; bağımsız hareket becerilerinizi geliştirmek içina eğitim desteği isteyin.Kurumlara da sesleniyoruz: Bu talebin karşılığını verecek eğitim ve destek imkânlarını geliştirin.Bağımsız yaşamı destekleyen araçlara ve eğitime erişim, kişinin yalnızca kendi çabasıyla çözmesi beklenen bir mesele olarak bırakılamaz.
Baston kullanma becerisi, çevrenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çok iyi eğitim almış bir insanın yolu da kaldırıma park edilmiş bir araçla kesilebilir. Yürüyüş güzergâhına bırakılan bir eşya, açık bırakılan bir çukur veya önü kapatılan hissedilebilir yüzeyler güvenli hareketi engelleyebilir. Bastonun erişemediği yükseklikteki çıkıntılar ve ağaç dalları da yaralanma tehlikesi oluşturabilir. O kaldırımdan geçen insanın zamanı, işi ve yetişmesi gereken bir yeri vardır. Önüne konulan her engel, onu durmaya,başka bir yol aramaya veya yardim istemeye zorlar. Herkesin güvenle kullanabildiği bir şehir kurmak için bu ayrıntıları ciddiye almak zorundayız.
Bir kaldırımmın gerçekten kullanılabilir olması, üzerinde kesintisiz ve güvenli biçimde yürünebilmesine bağlıdır. Toplu taşımanın erişilebilirliği; durağın bulunabilmesini, doğru araca binilebilmesini ve inilecek durağın öğrenilebilmesini kapsar. Kamu hizmetinin erişilebilirliği ise binanın girişinden işlem yapılan masaya, sıra sisteminden başvuru belgesine kadar bütün sürecin birlikte düşünülmesini gerektirir. Bir vatandaş kurumun kapısına ulaşmış olabilir; ancak sıra numarasınıöğrenemiyorsa, hangi masaya gideceğini bulamıyorsa veya önüne konulan belgeye erişemiyorsa hizmete bağımsız erişimi henüz sağlanmış değildir. Erişilebilirlik, hizmetin planlandığı ilk aşamadan itibaren gözetilmeli; uygulamanın ardından da düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Belediyeler, kamu kurumları, eğitim kuruluşları ve işletmeler bu değerlendirmeleri engelli bireylerin katılımıyla yapmalıdır. Bir yolu her gün yürüyen kişi, o yolun hangi noktasında tehlike bulunduğunu bilir. Bir başvuru sistemini ekran okuyucuyla kullanan kişi, işlemin nerede kesintiye uğradığını anlatabilir. Bu deneyimleri karar süreçlerine taşımak, hizmetin niteliğini yükseltir.Bilgiye erişim de bağımsız yaşamın temelidir. Ekran okuyucularla kullanılabilen web siteleri,erişilebilir belgeler ve anlaşılır sesli duyurular, insanın kendi işini kendisinin yapabilmesini destekler.Yalnizca görsel (resim/fotoğraf) olarak yayımlanan bir duyuru, önemli bir bilginin görme engelli vatandaşlara ulaşmasını engelleyebilir. Aynı bilginin erişilebilir biçimde sunulması ise kişinin bilgiyi doğrudan incelemesine ve kendi kararını vermesine imkân sağlar.
Doğru iletişim, birlikte yaşamanın günlük hayattaki karşılığıdır. Görme engelli bir kişiye yardım etmek istediğimizde önce kendisine sormalı, yardım teklifimizi kabul edip etmeme hakkina sayg1göstermeliyiz. Kolundan çekmek veya bastonuna müdahale etmek yerine, nasıl destek istediğini öğrenmeliyiz. Eşlik etmemizi istiyorsa kolumuzu sunabilir; merdivenleri, dar geçişleri ve zemindeki değişiklikleri önceden haber verebiliriz. Yön tarif ederken “şurada” gibi belirsiz ifadeler yerine “sağınızda”, “üç adım ileride” gibi açık ifadeler kullanmalıyız.
Kamu hizmeti sırasında da doğrudan hizmeti alan kişiyle konuşmalıyız. Yanında bir refakatçi bulunması, onun söz hakkını ve karar verme yetkisini azaltmaz. Belgeyi kendisine açıklamak, seçenekleri anlaşılır biçimde sunmak ve kararına saygı göstermek gerekir. Bir insanı doğrudan muhatap almak, onun kişiliğinne ve iradesine duyduğumuz saygıyı gösterir.
15 Ekim Beyaz Baston Günü, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve 10-16 Mayis Engelliler Haftas1kutlama günleri olarak ele alınmamalıdır. Bu günler; sorumluluklarımızı hatırladığımız, eksiklerimizle yüzleştiğimiz ve çözüm için somut adımlar belirlediğimiz zamanlar olmalıdır. Herkes önce kendisine sormalidir:
·“Benim davranişım, sunduğum hizmet veya yönettiğim kurum, engelli bir insanin hayatıni kolaylaştıriyor mu?”
· “Yerine getirmnediğim hangi sorumluluk, bir başkasının önüne engel olarak çıkıyor?”
Bu günlerde söylenen güzel sözlerin değeri, ertesi sabah bir insanın hayatında neyi değiştirdiğiyle ölçülür. Bir gün önce dayanışma mesajları yayımlanan bir şehirde, ertesi gün görme engelli bir vatandaşaynı kapalı kaldırımın önünde yol arıyorsa verilen sözler henüz karşılığını bulmamış demektir. Programlar sona erdiğinde insanlar yine işe gider, yine toplu taşımayı kullanır, yine kamu kurumlarının kapısını çalar.Sorumluluğumuz da onlarla birlikte devam etmelidir.
Engelli bireylere acımak, onların ihtiyaçlarını anlamanın ve haklarını gözetmenin yerini tutmaz.Acıma duygusuyla kurulan ilişki, insanı yalnızca yardıma muhtaç yönüyle görmeye yol açabilir. Oysa karşımızda kendi kararlarını veren, çalışan, üreten, ailesine ve topluma katkı sunan, eşit haklara sahip bir insan vardır. İhtiyaç duyduğu desteği sunarken kişiliğine, tercihine ve bağımsızlığına saygı göstermeliyiz.
Sosyal devlet anlayışı, bu saygının kamu hizmetlerinde karşılık bulmasını gerektirir. Eğitimmden ulaşıma, çalışma hayatından bilgiye erişime kadar her alanda eşit katılımı mümkün kılacak koşullar oluşturulmalıdır. Vatandaşın hizmete ulaşabilmesi, sürekli bir başkasının yardımına veya iyi niyetine bağli kalmamalıdır.
Insani ve İslami sorumluluğumuz da bizi adaleti gözetmeye, kul hakkına riayet etmeye ve insan onurunu korumaya çağırır. Bir insanın yolunu açık tutmak, hizmete erişimini sağlamak, emeğine ve iradesine saygı göstermek bu sorumluluğun günlük hayattaki karşılıklarıdır. Merhametimiz; kişinin ihtiyacini dinleyen ve hakkını gözeten davranışlarla anlam kazanmalıdir.Artirilması gereken farkındalık, toplumun tamamına yöneliktir. Kaldırıma araç bırakan sürücünün,erişilemeyen bir belge hazırlayan çalışanın ve hizmetini farklı ihtiyaçları gözetmeden planlayan yöneticinin de kendi sorumluluğunu fark etmesi gerekir. Engelli bireylerin yaşadıkları güçlükleri anlatırken, toplumun bu güçlükleri giderecek duyarlılığını ve davranışlarını da geliştirmeliyiz.
Vatandaş olarak kaldırımı açık tutmak, başkasının güvenliğini gözetmek ve ihtiyaç duyulduğunda saygılı biçimde destek sunmak hepimizin görevidir. Kurumların sorumluluğu ise yetkileri, kaynakları ve hizmet yükümlülükleri ölçüsünde daha büyüktür. Erişilebilirliği planlamak, uygulamak, denetlemek ve sürekliliğini sağlamak kurumsal bir görev olarak ele alınmalıdır.
Bir insanın yıllarca aynı engelle karşılaşmması; zamanından, güvenliğinden ve bağımsızlığından her gün yeniden kaybetmesi demektir. Erişilebilirlik denetimleri sıklaştırılmalı, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi düzenli olarak takip edilmelidir. İhlaller karşısında mevzuatta öngörülen cezalar, hukuki süreçler gözetilerek, ertelenmeden ve iveddilikle uygulanmalıdır. Görevini yerine getirmeyen kurumların ihmallerinin bedelini engelli bireyler ödememelidir. Erişilebilir bir Türkiye için etkin denetim, hesap verebilirlik ve yaptırımların zamanında uygulanması elzemdir.
Bütün illerimizde bu anlayışla somut çalışmalar yürütülmesini istiyoruz:
1. Yaya yollarindaki engeller belirlenmeli,
2. Toplu taşimanın bilgilendirme sistemleri kontrol edilmeli,
3. Kamu kurumlarının fiziki ve dijital hizmetleri erişilebilirlik açısından incelenmelidir.
Çalışanlara uygulamalı iletişim eğitimi verilmeli; sorunların çözümü için sorumlular ve çalışma takvimi belirlenmelidir. Sonuçlar, hizmeti kullanan engelli bireylerin katılımıyla değerlendirilmelidir.
Memur-Sen Engelliler Komisyonu olarak her bir üyemizin hakkını ve hukukunu savunma sorumluluğunu taşıyoruz. Engelli üyelerimiz, bütün üyelerimiz gibi eşit derecede kıymetlidir; ortak mücadelemizin ve karar süreçlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Emekleri, birikimleri ve iradeleriyle sendikal dayanışmamıza güç verirler. Taleplerinin çalışmalarımızda karşılık bulması, örgütlümücadelemizin temel sorumluluklarından biridir.
Bir insanın tek başına dile getirdiği sorun, örgütlü dayanışmayla ortak bir talebe dönüşür. Bir işyerinde duyulmayan ses, birlikte yükseldiğinde kurumların ve karar vericilerin gündemine taşınır. Engelli bireylerin bireysel hak arama çabalarını örgütlü sendikal mücadelemizle buluşturacak, üyelerimizin deneyimlerini ortak irademizle güçlendireceğiz. Her üyemizin sözünü söyleyebildiği, karar süreçlerine katılabildiği ve çözümün parçası olabildiği bir teşkilat anlayışını geliştireceğiz.
Memur-Sen olarak engelli üyelerimizin eğitimde, çalışma hayatında ve toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunların takipçisi olacağız. Erişilebilirlikten çalışma koşullarına, firsat eşitliğinden ayrımcılıkla mücadeleye kadar taleplerini ilgili mercilere taşıyacak, çözüm için sendikal imkânlarimızi kararlılıkla kullanacağız. Üyelerimiz, haklarını ararken yanlarında teşkilatımızın dayanışmasını bulacaktir.
Memur-Sen Engelliler Komisyonu olarak 15 Ekim vesilesiyle kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz: Engelli bireylerin sorunlarini her platformda dile getirmeye, çözüm önerileri geliştirmeye ve verilen sözlerin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Engelli bireylerin taleplerini yılın her günü gündemde tutmak ve çalışmalarımızı onların doğrudan katılımıyla yürütmek için gayret göstereceğiz.
Daha kapsayıcı, engellerin kaldırıldığı bir Türkiye Yüzyılı'nı; okuluna güvenle ulaşan çocuklarımızla, emeğinin karşılığını eşit koşullarda alan çalışanlarımızla ve kamusal hayata bağımsiz biçimde katılan vatandaşlarımızla birlikte inşa edeceğiz. Bu geleceğin içinde engelli bireylerin sözü,emeği ve iradesi yer alacaktir.Beyaz baston bir insanın önündeki yolu tanımasına yardımcı olur; örgütlü dayanışma ise o yolda karşılaştığı sorunları ortak sorumluluğumuza taşır. Memur-Sen ve Engelliler Komisyonu olarak bugün de yarın da bu sorumluluğu taşıyacağız. Her bir üyemizin yanında duracak, haklarını savunacak ve birlikte yürüdüğümüz yolu herkes için güvenli, erişilebilir ve açık tutmak üzere mücadelemizi sürdüreceğiz.
15 Ekim'de çağrımız, herkesin kendi sorumluluğunu üstlenmesidir. Kurumları eksiklerini gidermeye, yöneticileri verdikleri sözleri yerine getirmeye, vatandaşlarımızı birlikte yaşamanın gereklerini gözetmeye davet ediyoruz.
Beyaz bastonuyla evinden çıkan bir insanın önünde güvenli bir güzergâh, ulaşabileceği bilgi ve kendisini doğrudan muhatap alan bir toplum bulunmalıdır. Açtığımız yolu ertesi gün de açık tutmalı;sözümüzü hizmete, duyarlılığımızı davranışa, kararlarımızı uygulamaya dönüştürmeliyiz.
Her insanın kendi yolunu güvenle yürüyebildiği, toplum hayatına eşit ve onurlu biçimde katılabildiği bir Türkiye için birlikte çalışalım.
Kasım EMEK
Memur-Sen Engelliler Komisyonu Başkant
Van haber - Vanhaberleri - Yerel Van Haber - Yerel haberler
Bir insanın evinden çıkıp işine, okuluna veya hastaneye güvenle ulaşabilmesi, bağımsız yaşamın temelidir.
Görme engelli bireyler için beyaz baston, bu bağımsızlığı destekleyen en önemli araçlardan biridir. Ancak güvenli bir yolculuk, baston kullanma becerisiyle birlikte erişilebilir bir çevreyi ve sorumluluklarını yerine getiren kurumları da gerektirir. 15 Ekim Beyaz Baston Günü; bu sorumluluklarıhatırlama ve verilen sözlerin günlük hayatta neye dönüştüğünü değerlendirme zamanidır.
Beyaz baston, görme engelli bireyin çevresini tanımasına, önündeki engelleri ve zemindeki değişiklikleri fark etmesine yardımcı olur. Doğru kullanıldığında güvenli ve bağımsız hareketi destekler;kişinin kendi kararlarıyla hayata katılma iradesini görünür kılar.
Beyaz bastonuyla yola çıkan insanın bir hedefi vardır: Çalışmaya, öğrenmeye, üretmeye,alişverişyapmaya, ailesiyle ve dostlarıyla buluşmaya gider. Gideceği yeri kendisi seçmek, işini kendi imkânlariyla yapmak ve evine güvenle dönmek ister. Bu beklenti, hepimizin ortak hayatının doğal bir parçasıdır.
Bağımsiz hareket edebilmek için beyaz baston, bir çok görme engelli birey açısından temel bir araçtır. Bastona ihtiyaç duyan her bireyin uygun bir bastona ve onu doğru kullanmasını sağlayacak eğitime ulaşabilmesi gerekir. Trafiğe çıkan bir sürücü için güvenli sürüş becerileri ne kadar önemliyse,görme engelli bir yaya için de yönelim ve bağımsız hareket becerileri o kadar önemlidir. Bastonun nasil tutulacağını, zeminin nasıltaranacağını ve bir güzergâhın nasıl takip edileceğini öğrenmek, kişinin özgüvenini ve hareket imkânını güçlendirir.
Bu nedenle bastona ihtiyaç duyan görme engelli bireylere sesleniyoruz: Beyaz baston kullanmaktan çekinmeyin; bağımsız hareket becerilerinizi geliştirmek içina eğitim desteği isteyin.Kurumlara da sesleniyoruz: Bu talebin karşılığını verecek eğitim ve destek imkânlarını geliştirin.Bağımsız yaşamı destekleyen araçlara ve eğitime erişim, kişinin yalnızca kendi çabasıyla çözmesi beklenen bir mesele olarak bırakılamaz.
Baston kullanma becerisi, çevrenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çok iyi eğitim almış bir insanın yolu da kaldırıma park edilmiş bir araçla kesilebilir. Yürüyüş güzergâhına bırakılan bir eşya, açık bırakılan bir çukur veya önü kapatılan hissedilebilir yüzeyler güvenli hareketi engelleyebilir. Bastonun erişemediği yükseklikteki çıkıntılar ve ağaç dalları da yaralanma tehlikesi oluşturabilir. O kaldırımdan geçen insanın zamanı, işi ve yetişmesi gereken bir yeri vardır. Önüne konulan her engel, onu durmaya,başka bir yol aramaya veya yardim istemeye zorlar. Herkesin güvenle kullanabildiği bir şehir kurmak için bu ayrıntıları ciddiye almak zorundayız.
Bir kaldırımmın gerçekten kullanılabilir olması, üzerinde kesintisiz ve güvenli biçimde yürünebilmesine bağlıdır. Toplu taşımanın erişilebilirliği; durağın bulunabilmesini, doğru araca binilebilmesini ve inilecek durağın öğrenilebilmesini kapsar. Kamu hizmetinin erişilebilirliği ise binanın girişinden işlem yapılan masaya, sıra sisteminden başvuru belgesine kadar bütün sürecin birlikte düşünülmesini gerektirir. Bir vatandaş kurumun kapısına ulaşmış olabilir; ancak sıra numarasınıöğrenemiyorsa, hangi masaya gideceğini bulamıyorsa veya önüne konulan belgeye erişemiyorsa hizmete bağımsız erişimi henüz sağlanmış değildir. Erişilebilirlik, hizmetin planlandığı ilk aşamadan itibaren gözetilmeli; uygulamanın ardından da düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Belediyeler, kamu kurumları, eğitim kuruluşları ve işletmeler bu değerlendirmeleri engelli bireylerin katılımıyla yapmalıdır. Bir yolu her gün yürüyen kişi, o yolun hangi noktasında tehlike bulunduğunu bilir. Bir başvuru sistemini ekran okuyucuyla kullanan kişi, işlemin nerede kesintiye uğradığını anlatabilir. Bu deneyimleri karar süreçlerine taşımak, hizmetin niteliğini yükseltir.Bilgiye erişim de bağımsız yaşamın temelidir. Ekran okuyucularla kullanılabilen web siteleri,erişilebilir belgeler ve anlaşılır sesli duyurular, insanın kendi işini kendisinin yapabilmesini destekler.Yalnizca görsel (resim/fotoğraf) olarak yayımlanan bir duyuru, önemli bir bilginin görme engelli vatandaşlara ulaşmasını engelleyebilir. Aynı bilginin erişilebilir biçimde sunulması ise kişinin bilgiyi doğrudan incelemesine ve kendi kararını vermesine imkân sağlar.
Doğru iletişim, birlikte yaşamanın günlük hayattaki karşılığıdır. Görme engelli bir kişiye yardım etmek istediğimizde önce kendisine sormalı, yardım teklifimizi kabul edip etmeme hakkina sayg1göstermeliyiz. Kolundan çekmek veya bastonuna müdahale etmek yerine, nasıl destek istediğini öğrenmeliyiz. Eşlik etmemizi istiyorsa kolumuzu sunabilir; merdivenleri, dar geçişleri ve zemindeki değişiklikleri önceden haber verebiliriz. Yön tarif ederken “şurada” gibi belirsiz ifadeler yerine “sağınızda”, “üç adım ileride” gibi açık ifadeler kullanmalıyız.
Kamu hizmeti sırasında da doğrudan hizmeti alan kişiyle konuşmalıyız. Yanında bir refakatçi bulunması, onun söz hakkını ve karar verme yetkisini azaltmaz. Belgeyi kendisine açıklamak, seçenekleri anlaşılır biçimde sunmak ve kararına saygı göstermek gerekir. Bir insanı doğrudan muhatap almak, onun kişiliğinne ve iradesine duyduğumuz saygıyı gösterir.
15 Ekim Beyaz Baston Günü, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve 10-16 Mayis Engelliler Haftas1kutlama günleri olarak ele alınmamalıdır. Bu günler; sorumluluklarımızı hatırladığımız, eksiklerimizle yüzleştiğimiz ve çözüm için somut adımlar belirlediğimiz zamanlar olmalıdır. Herkes önce kendisine sormalidir:
·“Benim davranişım, sunduğum hizmet veya yönettiğim kurum, engelli bir insanin hayatıni kolaylaştıriyor mu?”
· “Yerine getirmnediğim hangi sorumluluk, bir başkasının önüne engel olarak çıkıyor?”
Bu günlerde söylenen güzel sözlerin değeri, ertesi sabah bir insanın hayatında neyi değiştirdiğiyle ölçülür. Bir gün önce dayanışma mesajları yayımlanan bir şehirde, ertesi gün görme engelli bir vatandaşaynı kapalı kaldırımın önünde yol arıyorsa verilen sözler henüz karşılığını bulmamış demektir. Programlar sona erdiğinde insanlar yine işe gider, yine toplu taşımayı kullanır, yine kamu kurumlarının kapısını çalar.Sorumluluğumuz da onlarla birlikte devam etmelidir.
Engelli bireylere acımak, onların ihtiyaçlarını anlamanın ve haklarını gözetmenin yerini tutmaz.Acıma duygusuyla kurulan ilişki, insanı yalnızca yardıma muhtaç yönüyle görmeye yol açabilir. Oysa karşımızda kendi kararlarını veren, çalışan, üreten, ailesine ve topluma katkı sunan, eşit haklara sahip bir insan vardır. İhtiyaç duyduğu desteği sunarken kişiliğine, tercihine ve bağımsızlığına saygı göstermeliyiz.
Sosyal devlet anlayışı, bu saygının kamu hizmetlerinde karşılık bulmasını gerektirir. Eğitimmden ulaşıma, çalışma hayatından bilgiye erişime kadar her alanda eşit katılımı mümkün kılacak koşullar oluşturulmalıdır. Vatandaşın hizmete ulaşabilmesi, sürekli bir başkasının yardımına veya iyi niyetine bağli kalmamalıdır.
Insani ve İslami sorumluluğumuz da bizi adaleti gözetmeye, kul hakkına riayet etmeye ve insan onurunu korumaya çağırır. Bir insanın yolunu açık tutmak, hizmete erişimini sağlamak, emeğine ve iradesine saygı göstermek bu sorumluluğun günlük hayattaki karşılıklarıdır. Merhametimiz; kişinin ihtiyacini dinleyen ve hakkını gözeten davranışlarla anlam kazanmalıdir.Artirilması gereken farkındalık, toplumun tamamına yöneliktir. Kaldırıma araç bırakan sürücünün,erişilemeyen bir belge hazırlayan çalışanın ve hizmetini farklı ihtiyaçları gözetmeden planlayan yöneticinin de kendi sorumluluğunu fark etmesi gerekir. Engelli bireylerin yaşadıkları güçlükleri anlatırken, toplumun bu güçlükleri giderecek duyarlılığını ve davranışlarını da geliştirmeliyiz.
Vatandaş olarak kaldırımı açık tutmak, başkasının güvenliğini gözetmek ve ihtiyaç duyulduğunda saygılı biçimde destek sunmak hepimizin görevidir. Kurumların sorumluluğu ise yetkileri, kaynakları ve hizmet yükümlülükleri ölçüsünde daha büyüktür. Erişilebilirliği planlamak, uygulamak, denetlemek ve sürekliliğini sağlamak kurumsal bir görev olarak ele alınmalıdır.
Bir insanın yıllarca aynı engelle karşılaşmması; zamanından, güvenliğinden ve bağımsızlığından her gün yeniden kaybetmesi demektir. Erişilebilirlik denetimleri sıklaştırılmalı, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi düzenli olarak takip edilmelidir. İhlaller karşısında mevzuatta öngörülen cezalar, hukuki süreçler gözetilerek, ertelenmeden ve iveddilikle uygulanmalıdır. Görevini yerine getirmeyen kurumların ihmallerinin bedelini engelli bireyler ödememelidir. Erişilebilir bir Türkiye için etkin denetim, hesap verebilirlik ve yaptırımların zamanında uygulanması elzemdir.
Bütün illerimizde bu anlayışla somut çalışmalar yürütülmesini istiyoruz:
1. Yaya yollarindaki engeller belirlenmeli,
2. Toplu taşimanın bilgilendirme sistemleri kontrol edilmeli,
3. Kamu kurumlarının fiziki ve dijital hizmetleri erişilebilirlik açısından incelenmelidir.
Çalışanlara uygulamalı iletişim eğitimi verilmeli; sorunların çözümü için sorumlular ve çalışma takvimi belirlenmelidir. Sonuçlar, hizmeti kullanan engelli bireylerin katılımıyla değerlendirilmelidir.
Memur-Sen Engelliler Komisyonu olarak her bir üyemizin hakkını ve hukukunu savunma sorumluluğunu taşıyoruz. Engelli üyelerimiz, bütün üyelerimiz gibi eşit derecede kıymetlidir; ortak mücadelemizin ve karar süreçlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Emekleri, birikimleri ve iradeleriyle sendikal dayanışmamıza güç verirler. Taleplerinin çalışmalarımızda karşılık bulması, örgütlümücadelemizin temel sorumluluklarından biridir.
Bir insanın tek başına dile getirdiği sorun, örgütlü dayanışmayla ortak bir talebe dönüşür. Bir işyerinde duyulmayan ses, birlikte yükseldiğinde kurumların ve karar vericilerin gündemine taşınır. Engelli bireylerin bireysel hak arama çabalarını örgütlü sendikal mücadelemizle buluşturacak, üyelerimizin deneyimlerini ortak irademizle güçlendireceğiz. Her üyemizin sözünü söyleyebildiği, karar süreçlerine katılabildiği ve çözümün parçası olabildiği bir teşkilat anlayışını geliştireceğiz.
Memur-Sen olarak engelli üyelerimizin eğitimde, çalışma hayatında ve toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunların takipçisi olacağız. Erişilebilirlikten çalışma koşullarına, firsat eşitliğinden ayrımcılıkla mücadeleye kadar taleplerini ilgili mercilere taşıyacak, çözüm için sendikal imkânlarimızi kararlılıkla kullanacağız. Üyelerimiz, haklarını ararken yanlarında teşkilatımızın dayanışmasını bulacaktir.
Memur-Sen Engelliler Komisyonu olarak 15 Ekim vesilesiyle kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz: Engelli bireylerin sorunlarini her platformda dile getirmeye, çözüm önerileri geliştirmeye ve verilen sözlerin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Engelli bireylerin taleplerini yılın her günü gündemde tutmak ve çalışmalarımızı onların doğrudan katılımıyla yürütmek için gayret göstereceğiz.
Daha kapsayıcı, engellerin kaldırıldığı bir Türkiye Yüzyılı'nı; okuluna güvenle ulaşan çocuklarımızla, emeğinin karşılığını eşit koşullarda alan çalışanlarımızla ve kamusal hayata bağımsiz biçimde katılan vatandaşlarımızla birlikte inşa edeceğiz. Bu geleceğin içinde engelli bireylerin sözü,emeği ve iradesi yer alacaktir.Beyaz baston bir insanın önündeki yolu tanımasına yardımcı olur; örgütlü dayanışma ise o yolda karşılaştığı sorunları ortak sorumluluğumuza taşır. Memur-Sen ve Engelliler Komisyonu olarak bugün de yarın da bu sorumluluğu taşıyacağız. Her bir üyemizin yanında duracak, haklarını savunacak ve birlikte yürüdüğümüz yolu herkes için güvenli, erişilebilir ve açık tutmak üzere mücadelemizi sürdüreceğiz.
15 Ekim'de çağrımız, herkesin kendi sorumluluğunu üstlenmesidir. Kurumları eksiklerini gidermeye, yöneticileri verdikleri sözleri yerine getirmeye, vatandaşlarımızı birlikte yaşamanın gereklerini gözetmeye davet ediyoruz.
Beyaz bastonuyla evinden çıkan bir insanın önünde güvenli bir güzergâh, ulaşabileceği bilgi ve kendisini doğrudan muhatap alan bir toplum bulunmalıdır. Açtığımız yolu ertesi gün de açık tutmalı;sözümüzü hizmete, duyarlılığımızı davranışa, kararlarımızı uygulamaya dönüştürmeliyiz.
Her insanın kendi yolunu güvenle yürüyebildiği, toplum hayatına eşit ve onurlu biçimde katılabildiği bir Türkiye için birlikte çalışalım.
Kasım EMEK
Memur-Sen Engelliler Komisyonu Başkant
Van haber - Vanhaberleri - Yerel Van Haber - Yerel haberler
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.